Untitled Document

Eden Bulur..... Mu?

9 Nis 2020
64
20
Goldberg
Evet, böyle bir lafımız var. Hatta sürekli kullanırız, peki ama bu doğru mu? Ya da bunun spor ile ne alakası var? Öncelikle hikayemizin baş karakterleri Kızılcıklı Mahmut, Dinarlı Mehmet ve Küçük Yusuf'a değinelim.

Kızılcıklı Mahmut

Kızılcıklı, uzun boylu, karayağız, adaleli ense kulak yerinde, sert ve kavi pençeli bir gençti. Kızılcıklı Mahmut, Sultan Hamid devrinin son başpehlivanlarından Meşrutiyet devrinin tanınmış başlarından idi. Kızılcıklı, yapısı itibariyle tam bir pehlivandı. Tetik, çevik olduğu hal ve etvarından belli idi. Yağsız, adaleli bir vücuda malikti. Zeki ve keskin bakışlı idi. Sözü sohbeti yerinde idi. Yani tam bir pehlivan edasına ve çalımına malikti.”[1]
Karayel’in enfes üslubuyla meth ettiği Mahmut, bugün Bulgaristan sınırları içerisinde yer alan Silistre ilinin Kızılcık köyünde 17. Yüzyılda Konya’dan buraya göçenlerin oluşturduğu Göçenler mahallesinde 1880 yılında dünyaya geldi. Meşhur spor tarihçisi Âtıf Kahraman’ın naklettiğine göre babası İstanbul’da Süleymaniye medresesinde 15 yıl boyunca öğrenim görmüş Hacı Salih efendidir. [2]

Küçük Yusuf

Meşhur Koca Yusuf'un çırağı olur. Asıl adı Mehmettir. Erikli Mehmet namı ile güreşirdi ancak Koca Yusuf'un çırağı olduktan sonra küçük Yusuf denmeye başlamıştır. 1899 Cihan Şampiyonu (Greco-romen) Kara Ahmet'i meydandan kaçırtacak derecede iyi bir yağlı güreş pehlivanıdır, ancak ustası ile gittiği Avrupa'da, minder güreşlerinde ayni dereceyi gösteremedi. 1865-70 yılları arası doğmuştur.


Dinarlı Mehmet

Koca Yusuf'un soyundandır, meşhur Yusuf Hüseyin pehlivanın oğludur. Cumhuriyet dönemi başpehlivanıdır. Tekirdağlı Hüseyin ile güreşleri vardır. Avrupa'da güreşmiştir, sadece Jim Londos'a yenilmiştir.



Şimdi olaya geçelim.


Her Rumelili gibi genç Mahmut da güreşe tutkundur. Köyün yemyeşil çayırlarında kendisi gibi pehlivan olma ateşiyle tutuşan delikanlılarla kıran kırana güreşler tutmaktadır. Mahmut’taki istidadı fark eden Adil pehlivan delikanlıyı yanına çırak olarak alacak ve genç pehlivan 17 yaşında kispet giyinecektir.
Çayırlarda fırtına gibi esmeye başlayan genç Mahmut 20 yaşına geldiğinde gözüne başpehlivanları kestirmeye başlamıştır. Alt boylarda rakiplerini kolaylıkla mağlup eden Kızılcıklı, meşhur Koca Yusuf’un çırağı olarak nam yapmış Eriklili Küçük Yusuf’un ardına düşmüş ve bir düğün güreşinde nihayet yakalamıştır.....

Yer Şumnu’ya bağlı Enbeler köyü… Haşimoğlu Şeref Ağa’nın sünnet düğünü… Mutat eğlenceler ve düğün neşesini tamam eden Balkan ezgilerini terennüm eden çalgılar, bir müddet susmuştur. Zira az sonra Balkan Türk’ünün düğünlerinin olmazsa olmaz bir başka geleneği icra edilecek davul zurna eşliğinde er meydanında pehlivanlar kol bağlayacaklardır. Dönemin en meşhur pehlivanlarından olan Kızılcıklı Mahmut da kispetini giymiş, rakiplerini beklemektedir. Davetliler arasında mütekāid pehlivanlardan Eriklili Küçük Yusuf da vardır. Güreşi bırakmış kispetini asmış bir pehlivan olan Küçük Yusuf köylülerin Kızılcıklı ile güreşmesi talebini geri çevirerek kispetinin yanında olmadığını söylese de Enbeler’e yakın bir köy olan Erikli’den pehlivanın kispetini köylüler kırk dereden su getirip pehlivanın karısını kandırarak alıp çoktan getirmişlerdir. Yusuf’un bahanesi kalmamıştır. Tecrübeli pehlivan bu saatten sonra öne süreceği herhangi bir bahanenin korkaklık olarak telakki edileceğinin farkındadır. Sırf köylü meşhur iki pehlivanı güreşirken görecek diye, sırf düğün sahibi bununla övünecek diye olmayacak iş olmuş, güreş yapma çağı çoktan geçmiş yaşlı Yusuf, sert, atik ve amansız bir pehlivan olan Kızılcıklı’nın karşısına rakip olarak dikilivermiştir.
Peşrevler yapılıyor davul zurnanın nağmeleri güreş havası çalmaya başlıyor. Akşama dek sürecek kıran kırana güreş başlamıştır. Artık söz bitmiş er meydanı kaideleri işlemeye başlamıştır. İlk başta iki pehlivan birbirlerini şöyle bir yokluyor. Küçük Yusuf karşısında eski yirmilik yeni yetme pehlivanın olmadığının farkındadır. Geçen yıllar Kızılcıklı’yı zımba gibi yay gibi bir hale getirmiştir. Küçük Yusuf biraz rakibinin bu durumundan biraz da idmansızlığından olacak güreşi sürekli olarak yerde sürdürüyor. Kızılcıklı yaşlı rakibinden elbette üstündür. Karşılıklı sonuçsuz hamleler yapılıyor. Güreş bu şekilde uzayıp gidiyor. Kızılcıklı alttaki rakibine yenici bir oyun uygulamayı planlamaktadır ancak karşısındaki Koca Yusuf’un çırağı üç kıtada güreş tutmuş meşhur Küçük Yusuf’tur. Tedbirsizce yapılacak bir hamle döneminin en maharetli pehlivanlarından birisi de olsa Kızılcıklı’nın bir anda sırt üstü alaşağı edilmesine sebep olabilir. Kurnaz Mahmut güreşi uzatarak yaşlı hasmının takatinin tükeneceğini umuyor. Bir iki hamle deniyor ama Yusuf vücudunu maharetli bir şekilde yayarak Mahmut’a fırsat vermiyor. Bu şekilde güreşin temposu hiç değişmiyor, ilerleyen dakikalarda artık iyice tatsızlaşan bu durağan güreşin berabere ayrılması talepleri üç-beş ağızdan dillendirilmeye başlanıyor. Güreşin başından beri göğsünde ve sırtında amansız ağrılar hisseden ve bunu idmansızlığına yoran yaşlı pehlivan beraberliğe razıdır, ancak önüne kadar gelmiş galibiyet fırsatını kaçırmak istemeyen Kızılcıklı belki de yaşlı rakibinin seneler önce onu acımasızca ezmesini unutamadığından (Daha önce de kendine fazlaca güvenen Mahmut kendisi gibi bir sürü genç Pehlivan ile birlikte yenilip eziliyor, hatta 1 hafta yataktan kalkamıyor, unutamadığı şey budur) beklenmedik bir şart öne sürüyor: “Pes etsin.” Bu bir zamanın şöhretli pehlivanı, meşhur Koca Yusuf’un çırağı Eriklili Küçük Yusuf’u hayati bir kararın eşiğine getiriyor: Yaşlı pehlivan ya pes edip senelerce tozunu yuttuğu er meydanlarını daha birkaç saat evvel kendisine hayranlık dolu nazarlarla bakan seyirci önünde süklüm püklüm terk edecek ya da ölmek pahasına tahammül edilmez acılarla geçirdiği bu ölümcül güreşe devam edecek. Yaşlı kurt tereddütsüz ikinciyi seçiyor. Sert elenseler eşliğinde güreş tekrar başlıyor. Sonuçsuz bir iki hamleden sonra güreş mutat durağan temposuna dönüyor. Yusuf kaçıyor, Mahmut kovalıyor. Kızılcıklı yaşlı kurda diş geçirememiştir. Hava iyiden iyiye kararmaya başlamış, incecikten bir yağmur da yağmaya başlamıştır. Köyün aksakallıları meydana inerek, güç bela güreşe son veriyorlar. İki pehlivan seneler evvel olduğu gibi berabere ayrılmışlardır. İkisi de bitap düşmüş pehlivanlar ağır ağır misafir oldukları evde üzerlerini değiştirmeye giderlerken Yusuf’a “Niye bıraktın güreşi Kızılcıklı kesilmişti, yenebilirdin” diye takılıyorlar.” Yusuf acıyla “Bendeki ağrı sizde olsa burada duramazdınız” diyor ve araba getirilerek bir an evvel köyüne götürülmeyi talep ediyor. Köylüler, kendilerini kırmayarak ilerlermiş yaşında er meydanına çıkan namlı pehlivanın isteğini yerine getirerek göz açıp kapayıncaya kadar arabayı hazır ediyorlar. Pehlivan hürmetle uğurlanıyor. Araba ağır ağır Erikli köyüne doğru hareket ederken Yusuf pehlivan göğsündeki sancının tahammülfersa bir hal alması üzerine kıvranmaya başlıyor, yaşlı pehlivan artık nefes dahi alamamaktadır. Araba Enbeler köyünden henüz çıkmışken düğün evini matem evine çevirecek acı hadise gerçekleşiyor. Ve Koca Yusuf’un çırağı Eriklili Küçük Yusuf pehlivan nam saldığı er meydanlarını pes ederek terk etmek yerine, erlik, yiğitlik ve pehlivanlık onuru uğruna meydanı terk etmemenin bedelini son nefesini vererek ödüyor.

Aradan yıllar geçmiş Mahmut Avrupa'ya gidip Greco-romen güreş denemiş ama becerememiştir, ardından Amerika'da serbest güreşte kendini bulur, önüne geleni yener, sadece hâlâ güreşin Piri olarak anılan Frank Gotch'a yenilir, Celal Davut Aribala göre para karşılığı bilerek yenilmiştir, hatta bir gazeteye para aldığına dair belgeler çıkmıştır. Ancak buna dair bir şey bulamadım. Bu arada bir sıkıntı daha vardır, Mahmut Romanya vatandaşı sayılmıştır, doğduğu yer artık Romanya toprağı olduğu için bir türlü Osmanlıya dönememiştir.

Kendi milletiyle yaşamak arzusuyla defalarca Cumhuriyet Türkiye’sine göç etmek için başvuran Kızılcıklı Mahmut, Romanya hükümetinin izin vermemesi sebebiyle bu emeline ancak 1928 yılında ulaşabilecek, kendisine mekân olarak Deliormanlı Türklerin yoğun şekilde meskûn bulunduğu Eskişehir’i seçecekti. Maceralı yaşamının son demlerinde Eskişehir’in İsmetpaşa köyünü mesken tutan Mahmut pehlivan güreşi bırakmıştır. Ne var ki bu meşhur pehlivanın ününden yararlanmak isteyen açıkgözler pehlivana huzur vermemiş olur olmadık zamanlarda Eskişehir’e gelerek ona meydan okumuşlardır. Suriye şampiyonu Yusuf Berzi, Mısır Şampiyonu Hasan Tahsin, Rus güreşçi Piza yine Rus pehlivan Kara, muhtelif zamanlarda Eskişehir’e gelerek Kızılcıklı’nın çelik bileklerinden kurtulamayıp yenildiler.
1930 yılında Eskişehir’e gelip Kızılcıklı’ya meydan okuyanlar Yusuf Hüseyin ve oğlu Dinarlı Mehmet’ti. Kızılcıklı Mahmut hasta olmasına rağmen baba-oğulun meydan okumasını kabul etmiş üstelik Yusuf Hüseyin’i mağlup etmişti.
Kızılcıklı 21 Aralık 1930 Pazar günü son güreşine çıkacaktır. Son ölümcül güreşine. 50 yaşındaki Kızılcıklı’nın 23 yaşındaki Dinarlı’yla güreşmesi Küçük Yusuf’un da ölümüne sebep olan pehlivanlık gururuydu. Karayel’in anlattığına göre Kızılcıklı’nın bu son güreşinde hakemlerin güreşin berabere ayrılması taleplerine tıpkı seneler evvel Mahmut’un Küçük Yusuf’a dediği gibi Dinarlı da Mahmut’a “Pes etsin” demişti.[3] Ve kaderin cilvesi olarak Kızılcıklı da aynı Küçük Yusuf gibi bu güreş sonrası hayatını kaybedecekti. Güreş sonrasında hastaneye yatan ve zatürre teşhisi konulan Kızılcıklı Mahmut pehlivan 3 Şubat 1931 yılında hayata gözlerini yumdu. Eskişehir’de Necati Bey İlkokulu’nun yanındaki mezarlığa defnedilmişti. Daha sonra mezarlık arsasının okul bahçesine katılması üzerine kemikleri çıkartılarak bugünkü Bursa yolu üzerindeki kabrine defnedilmiştir. Eskişehirliler şehrin önemli caddelerinden birisine Kızılcıklı Mahmut pehlivanın ismini vererek bu unutulmaz pehlivanın anısını yaşatmak iradesini göstermişlerdir.



Eee ne demiştik? Eden bulur mu?





[1] Sami Karayel, Kızılcıklı Mahmut, Ahmet Halit Kitabevi, 1948, s.3
[2] Âtıf Kahraman, Cumhuriyete Kadar Türk Güreşi C. 1, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1989, s. 435
[3] Sami Karayel a.g.y s.28
 
7 Ağu 2017
3,677
44
Eskişehir
Edge
Bazen bulur bazen bulmaz bana kalırsa.

Biraz alakasız olabilir ama bu arada nick'imi Kızılıcıklı yapmak isteme sebeblerimden biri de bu adamdı. Benim ailem de onun gibi Deliorman yöresinden Eskişehir'e göç etmiş.Ayrıca Kızılcıklı yaşadığım şehirde önemli caddelerden(ayrıca en sevdiğim) birisi. Oradan kurulmuş Eskişehirspor grubu Kızılcıklı da yıllar boyu takımı tribünde temsil etti.Eskişehirlilerin ona baya sahip çıktığı bilgisine katılıyorum bu yüzden.

Ayrıca güzel yazı olmuş eline sağlık.
 
9 Nis 2020
64
20
Goldberg
Bazen bulur bazen bulmaz bana kalırsa.

Biraz alaksız olabilir ama bu arada nick'imi Kızılıcıklı yapmak isteme sebeblerimden biri de bu adamdı. Benim ailem de onun gibi Deliorman yöresinden Eskişehir'e göç etmiş.Ayrıca Kızılcıklı yaşadığım şehirde önemli caddelerden(ayrıca en sevdiğim) birisi. Oradan kurulmuş Eskişehirspor grubu Kızılcıklı da yıllar boyu takımı tribünde temsil etti.Eskişehirlilerin ona baya sahip çıktığı bilgisine katılıyorum bu yüzden.

Ayrıca güzel yazı olmuş eline sağlık.
Size de teşekkürler umarım flood olmamıştır.
 
20 Eyl 2020
26,701
654
24
Bursa
Tay Conti
Sting
Şimdi dışardan bakanlar Amerikan güreşi temalı forumda normal güreş konusunun ne işi var diyor olabilir, konu sahibi neyin kafasını yaşıyor diye düşünebilir ama aslında o kadar değerli bir iş yapıyorsun ki usta, herkes farkına varamaz.

İster kendin yazıyor ol, ister kopyala yapıştır... Büyük iş yapıyorsun, çünkü ben kendi isteğimle açıp okumam bunları ama sen paylaşınca veya son gönderilerde ilginç konu adı seçiminin verdiği merakla girdim, e girmişken okuyayım dedim. Güreş bizim kıymetlimizdir, ata sporumuzdur. Evlatlarımıza, sokaklarımıza, caddelerimize, binalarımıza adlarını veririz en kıymetlilerinin, en sevdiklerimizin. Sen bu işe, kim ne derse desin, devam et. Zaten kimseyi sıkmadan, bir kaç ayda bir uğrayıp paylaşımını yapıp gidiyorsun. Girip, boş boş bakıp sonra gidenler de kendinden utanır mı? Sanmam.
 
9 Nis 2020
64
20
Goldberg
Şimdi dışardan bakanlar Amerikan güreşi temalı forumda normal güreş konusunun ne işi var diyor olabilir, konu sahibi neyin kafasını yaşıyor diye düşünebilir ama aslında o kadar değerli bir iş yapıyorsun ki usta, herkes farkına varamaz.

İster kendin yazıyor ol, ister kopyala yapıştır... Büyük iş yapıyorsun, çünkü ben kendi isteğimle açıp okumam bunları ama sen paylaşınca veya son gönderilerde ilginç konu adı seçiminin verdiği merakla girdim, e girmişken okuyayım dedim. Güreş bizim kıymetlimizdir, ata sporumuzdur. Evlatlarımıza, sokaklarımıza, caddelerimize, binalarımıza adlarını veririz en kıymetlilerinin, en sevdiklerimizin. Sen bu işe, kim ne derse desin, devam et. Zaten kimseyi sıkmadan, bir kaç ayda bir uğrayıp paylaşımını yapıp gidiyorsun. Girip, boş boş bakıp sonra gidenler de kendinden utanır mı? Sanmam.
Hemen hemen hepsini kendim yazıyorum, kendim yazmadigim yerlerde de asıl kaynağı belirtmeye çalışıyorum hocam. Ben burası güreş forumu nasılsa, her türlü güreş yazılır çizilir diye girdiydim :)
 
Üst