Lenwyn'in Laneti

20 Tem 2021
77
24
-Eskişehir
Eddie Guerrero
Brock Lesnar
Lenwyn soyluları için sıradan ve gündelik telaşlarla geçecek normal bir gündü. Şehirdeki hayat yine erken saatte başlamış, zengin, kursağı dolu kibirli zenginler çoktan kahvaltılarını yapıp ceplerini patlarcasına dolduracak işlerine doğru yola çıkmıştı.
Çoktandır Lenwyn tam bir zenginler şehri sayılıyordu. Şehirde para babaları ile birlikte bir de onlar için çalışan işçiler yaşıyor, orta sınıf sayılabilecek kesim günden güne varlığını yitiriyordu. Yani bir doyanlar, bir de doyuranlar vardı ancak doyuranların kendileri aslında açtı. Kendi kas güçleriyle çalışarak bu zenginleri doyuruyor, karşılığında ise belki açlıktan nefesleri kokmayacak kadar ancak kazanıyorlardı.
Yine işçilerin küfürleri eşliğinde geçen bir sabah rıhtımda gazete okuyan tersane sahibi Lambert bir yandan kahvesini içiyor, reflüsü olduğu için de her sabah yaptığı gibi tanrıya isyan ediyordu. Kahve onun favori içkisiydi ama ağız tadıyla sabah kahvesi içemiyordu.
Oturduğu yerde homurdandı ve görünür bir biçimde hafif sarsıldı. Kemerinin üstünden taşan iri göbeğini kaşıyarak ayağa kalktı. Henüz kırk yaşına yeni varmış olsa da ellilerinin ortasında gibi durmasında rıhtım hayatının etkisi büyüktü. Ticaret yorucu bir işti, işçiler anlaşması güç insanlardı ve sigaraya olan çılgın zaafı onu günden güne güçsüz düşürüyordu. Bir de kilo problemleri vardı tabii.
Tepesi açılmış açık kahverengi saçlarını düzeltti ve top sakalının yanındaki çatlaklarda elini gezdirdi. Yüzü bu çatlaklarla çok daha hiddetli duruyordu.
Çoğu günün aksine bugün neşeliydi Lambert. Çünkü bugün büyük bir gündü. Arkadaşı Reed'in eşi doğum yapacaktı ve şu an hastanedelerdi. Lambert da gece Reed'in büyük oğlundan bu haberi almış, sabah hastaneye uğrayıp aileye yeni katılacak çiçeği burnunda afacanı sevmeye gidecekti.
Atına atladı ve hastanenin yolunu tuttu. Hastaneye ulaştığında sanki tüm ortamda anlamsız, belli belirsiz bir gerginlik vardı. Resepsiyona yaklaşarak "Wilson Reed için buradayım. Eşi bugün doğum yapacaktı. Ben aile dostlarıyım." diyerek kendini tanıttı. Resepsiyon görevlisi birkaç saniye boş boş Lambert'ın gözlerine baktı ve "Şu koridorda, 67 numaralı odada." dedi oldukça tedirgin bir edayla.
Lambert bunun sebebini anlayamadı. Ama zaten pek umrunda da olmadı. 67 numaralı odaya yöneldi. Bir ara kilo vermeliydi. Yürürken bazen yorulduğunu ve nefesinin yetmediğini fark etti.
Odanın kapısına geldiğinde birkaç saniye nefesini düzenledi ve kapıyı tıklattı. En güzel gülümsemesini takınan Lambert'a kapıyı sevgili dostu Reed açtı. Lambert kollarını alabildiğine açarak "YENİ BİR VELET HA! HAHAHAHAHA KOÇUM BENİM!" diye gürledi. Hastanenin büyük bir kısmının bu sesi duyduğuna emindi ama umursamadı. O sırada ilk kez belirgin bir sorun olduğunu fark etti. Reed Lambert'ın sarılma girişimini yarıda kesmişti. Yüzü asık, dünyası başına yıkılmış halde öylece bekliyordu. Lambert endişelendi. Reed'e "Çocukta bir sorun mu var? Neden böylesin?" diye sordu.
Reed cevaplamadı. Çünkü cevaplamaya hem utanıyor, hem de bunun kendi başına geldiğine inanmak, bu korkunç şeyin gerçek olduğunu itiraf etmek istemiyordu. Lambert Reed'in yanından geçerek odanın içerisinde yatakta elinde bir bebekle yatan Sandra'yı gördü. Bugün de çok güzeldi. Solgun sarı saçları kırık beyaz solgun teninin üzerine dökülüyor, güzel gözlerinin doğal mahzun duruşu ona bambaşka bir çekicilik katıyordu. Lambert Sandra'ya yaklaştı. Çocuğa bakmaya yeltendiğinde Sandra'nın umursamaz şekilde çocuğu sıkı bile tutmadığını gördü. Sanki ikisine de bir şey olmuştu. Nihayet Lambert çocuğu kucağına aldığında neler olduğunu tam olarak anladı.
***
"Ruh kilidini tutan son şaman öldüğünde, serbest kalacak uyuyan habis. Menisinden bir damla toprağa düşünce, histeriyi yayacak ana rahmindeki. Balıklar ölecek, insanlar delirecek, ve kıyameti getirecek gözsüz habis."
***
Lambert, atalarının bu şehri kurarken karşılaştıklarını hatırladı. Lenwyn eski bir şaman toplumunun yuvasıydı. Bereketli toprakları ve doğal madenleri ele geçirmek isteyen göçmenler, sahip oldukları askeri güçle şamanları kolayca alt edip onlara yıllarca acılar çektirdiler. Asimile ettikleri şaman çocuklarını günden güne şaman kültüründen koparan göçmenler, kendi kurdukları okullarda çocuklara mühendis ya da işçi olmayı öğretiyor, tüm sistemin göçmenleri zengin etmek için tasarlandığı bu çarkı kusursuz şekilde döndürüyorlardı. Bugün Lenwyn'de çalışan bu işçiler de, bir zamanlar şaman olan atalarından koparılarak asimile edilmiş zavallı bir halktı. Ancak bu zihin yıkama öyle başarılı olmuştu ki, artık işçiler de kendilerini göçmen sanıyor, sadece zengin olanlar kadar şanslı olmadıkları için kaderlerine küsüyorlardı.
Yüce şamanlardan biri son nefesini verirken bir kehanette bulunmuştu. "Gözsüz habis." diye bir şeyden bahsedildiğini hatırlıyordu Lambert. Bu bir efsane olmalıydı ama, kucağında tuttuğu soluk benizli, gözleri ve hatta göz çukurları olmayan uzun boyunlu bebeğe baktıkça bunun bir tesadüf olduğuna inanacak cesareti kendinde bulamıyordu. Bu, Reed'in sevgili kızı olacak çocuk, habis miydi? Habis, dünyaya mı inmişti yoksa bu kız bir elçi miydi? Ya da sadece çok kötü bir anoftalmi vakası mıydı? Lambert çocuğu Sandra'ya geri verdi. Odadan çıkmak için kapıya yöneldi. Tüm hastanenin haberi olduğunu ve herkesin bu yüzden telaşlı olduğunu yeni fark etmişti. Şimdi ne olacaktı? Bu bir lanetti ve, öylece yayılacaktı ve kimse durduramayacak mıydı? Çocuğu öldürmek laneti kırar mıydı? Belki de bir çözümü vardı.
Kafasında bu düşüncelerle kapıya geldiğinde çıkarken Reed o gün ilk defa konuştu, "Adı Giselle olacak.".
 
 
Üst